Arı Bakımı


55
60 Paylaşım, 55 Beğeni

Arıcılık en zor işlerden birisidir. Arı hem direnç yönünden zayıf olması hemde mevcut durumda arı besleme alanlarının gitgide azalması mevcut durumu daha da zor duruma sokmuştur.

Bu durumun yetiştiriciliğe olumsuz yansımalarından en büyüğü arılarda oluşan hastalıklar ve toplu ölümler olmuştur.

Arılarda ilkbahar bakımı yapılmasının nasıl yapılır?

Arıcılıkta istenilen düzeyde verim alabilmek için, her mevsim yapılması gereken işlemlere dikkat edilmelidir. Çalışmaların en yoğun yapıldığı dönem ilkbahardır.

İlkbahar kontrollerinde amaç; arıların kışı nasıl geçirdiklerini, kovanda mevcut gıda miktarını, ana arının varlığını, yumurtlama durumunu, işçi arı miktarını, kovanda hastalık olup olmadığını kontrol etmektir.

İlk kontrol; koloniler kapalı mekânlarda kışlamışsa dışarı alınma zamanı bölgelere göre değişiklik gösterir.

Ülkemizin birçok bölgesinde ve sahil kesimlerinde arılı kovanlar açık alanlarda kışlatılır. Kapalı mekânlarda kışlatılıp dışarı çıkartılan ya da açık alanlarda kışlatılan arı ailesinin ilk kontrolleri havaların ısındığı, erik ağaçlarının çiçek açmasından itibaren güneşli açık günlerde sıcaklığın 14–17 derecenin üzerinde olması halinde saat 11–14 arasında yapılabilir. Özellikle ilk kontrollerde koloniler üşütülmemelidir. Koloni üşütüldüğü takdirde 35 derece olan yavru büyütme alanı sıcaklığının tekrar aynı dereceye yükseltilmesi için arıların büyük oranda bal yemeleri gerektiği ve hastalıklar için uygun bir ortam oluşturduğunun unutulmaması gerekir. Altı çerçeveli kovanlarda, kovan tipine göre 10 derece ısı artışı için 40–80 gr günlük bal tüketilir.

Arıların uçuşa çıktıkları zamanlarda kovan dip tahtası temizliği yapılabilir. Dip tahtası üzerinde görülen kırıntı ve artıklar incelenerek koloni hakkında bilgi sahibi olunması sağlanabilir. Üzerinde nem ve su biriken örtülerin (tahtaların) acilen değiştirilmesi gerekir. Dip tahtası kovan gövdesine sabitse temizlik ya da değiştirme kovan gövdesi ile komple yapılır.

Çerçeve kontrolünde küflü, aşırı esmerleşmiş ve kırık petekli çerçeveler kovandan çıkartılarak ihtiyaç varsa yerine önceki yıldan kalan temiz petekler verilir. İşlenmiş petek yoksa yerine temel petek verilir. Kovan içindeki mevcut arı miktarı çerçeveleri doldurmuyorsa arısız çerçeveler alınarak alan daraltılır, kuluçkalık çerçevelerinin her yıl yarısı değiştirilir.

Her yıl kuluçkalık çerçevelerinin yarısı yenilenmelidir.

Ana arı diğer arılardan ayıran özellikleri arasında boyut ve üzerindeki renk yuvarlağıdır.

Arı

Ana arı hakkında bilgi için önceki yazımıza bakınız.

Kolonide ana arının olup olmaması koloninin sürekliliğini doğrudan etkiler. Kontrollerde ana arı görülemezse günlük yumurtanın olup olmadığına bakılır. Arılı kovanda günlük yumurta varsa ana arıda mevcuttur. Ana arının olmadığı anlaşılırsa ya yeni bir ana arı verilmeli ya da başka koloni ile birleştirilmelidir. Besin kontrolündeki amaç kovandaki bal polen miktarının belirlenmesidir. Erken ilkbaharda yapılan kontrollerde besin stokunun yetersiz olduğu görülürse bal ve pudra şekerinden yapılan kek ya da şeker şurubu ile besleme yapılabilir. Bu dönemde yapılacak besleme hem açlık riskine hem arı ailesinin gelişmesine katkıda bulunur. Verilen keklerin üretimi izne tabidir. Ancak unutulmamalıdır ki, verilen her türlü bekleyicinin arının genetiğini bozucu herhangi bir etkisi olmamalıdır.

bunun temini için mutlaka güvenilir testlerden geçmiş gıdalarla beslenmelidir.

Arı Hastalıkları



BAL ARISI HASTALIKLARI

Bal arılarının gelişme dönemi pek çok hastalık etmeni ve zararlı için uygun bir ortam oluşturabilmektedir. Bu sebeple çok sayıda patojen ve zararlı bal arılarında hastalık oluşturabilmektedir. Bal arısı hastalıkları ülkemizde arıcılığın gelişmesini engelleyen ve üretim etkinliğini sınırlandıran en önemli faktörlerden biridir. Arı hastalıkları ülkemiz arıcılığında önemli kayıplara yol açmakta olup, bilinçli bir ilaç kullanımı olduğunu söylemek oldukça zordur. Ülkemizde mevcut olan bazı arı hastalıkları aşağıda verilmiştir. BAKTERİYEL HASTALIKLAR Amerikan Yavru Çürüklüğü Bu hastalık bal arısı larvalarında görülen ve larvaların ölüp kokuşmasına yol açan çok tehlikeli ve salgın bir yavru hastalığıdır. Her üç ayrı bireyin larvası da hastalıktan etkilenmektedir. Patojenin ismi son yıllarda Paenibacillus larvae larvae olarakta kullanılmaktadır. Paenibacillus larvae larvae gram pozitif bir bakteri olup, sporları yavrular için patojen olduğundan arılarda hastalık yapmaz. Besinlerle beraber larvalara bulaştırılan bakteri sporları larvalarda hastalığa neden olur. Bu sporlar kovanda 33 yıl, toprakta 60 yıl ve temel petekte 45 yıl canlı kalabilmektedir. Sağlıklı kolonilerde kuluçka alanlarında yavru dağılımı sık ve bir örnek olduğu halde hasta kolonilerin kuluçka dağılımında açık ve kapalı gözlerin karma karışık bir hal aldığı görülür. Ölü larvaların atılması ile boşalan gözler terk edilmiş durumdadır . Hastalıklı larvanın rengi beyazdan sarıya daha sonrada kahverengiye dönüşür. Kapalı yavrulu gözler dışbükey olması gerekirken içbükeydir ve içe çökük, çukurumsu görünümündedir. Ayrıca, bazı kapalı yavrulu gözlerin üzerinde toplu iğne başı büyüklüğünde delikler vardır. Üzeri delik gözlere kibrit çöpü sokulup yavru kalıntısı çekilecek olursa, kalıntının 4-10 cm uzadığı görülür. Kovan kapağı açıldığında tutkal kokusu hissedilir. Yavrular pupa döneminde ölmüşse, dilinin sertleşerek yukarı doğru kalkık ve petek gözünü ikiye bölmüş biçimde durduğu görülür. Ülkemizde ihbarı zorunlu olan bu hastalıkla en kesin ve etkili mücadele yöntemi, hastalıklı kolonilerin tümüyle yakılarak yok edilmesidir. Kovan gövdesi pürmüzle iyice alevden geçirilerek yakılmalı ve körük, maske, el demiri, yemlik, ana arı ızgarası gibi bulaşık olan malzemeler dezenfekte edilmelidir. Böylece hastalığın diğer kolonilere bulaşması önlenmiş olur. Hastalığın tedavisinde sodyum sulfathiazol ve oxytetracycline hydrochloride (OTC) içerikli antibiyotikler kullanılmaktadır. Antibiyotikler sadece vejetatif formlara etkilidir. Sporlar bunlarla öldürülemez. Bu yüzden antibiyotik uygulamasının bir yararı olmaz. Hastalıktan korunmada en iyi yöntem; koloni satın alınırken hastalık olup olmadığının kontrol edilerek hasta koloniler satın alınmamalıdır. Petek yapımında kullanılan bal mumlarının 120 °C’de 10-15 dakika süreyle sterilize edilmesi gerekir. Bu nedenle temel peteğin üretim izni almış firmalardan alınmasına dikkat edilmelidir. Avrupa Yavru Çürüklüğü Yeni Zelanda hariç dünyanın her tarafında ve ülkemizde de görülen bir diğer yavru çürüklüğü hastalığıdır. Hastalıkla ilgili ilk çalışmalar Avrupa’da yapıldığı için bu ad verilmiştir. Hastalığın etmeni Melisococcus pluton adında spor oluşturmayan gram (+) bir bakteridir. Arı larvaları patojen bakteriyi besleyici arıların taşıdıkları besinlerle sindirim sistemine alırlar. Larvanın sindirim sistemine yerleşen bakteriler bağırsakta gelişir ve hastalık etmeni yavru pupa dönemine girdikten sonra dışkı ile petek gözüne atılır. İşçi arılar petek gözlerindeki bu artıkları temizlerken hastalığı sağlıklı larvalara bulaştırırlar. Taşıyıcı durumda olan ergin arılar bu hastalıktan etkilenmezler. Hastalık genellikle mayıs- haziran aylarında yavru yetiştirmenin yoğun olduğu nektar mevsiminin başında görülür. Hastalık nektar kıtlığı ve soğuk hava koşullarında ortaya çıkar. Kovana gelen nektar miktarı en yüksek düzeye ulaştığı zaman hastalığın seyir şiddeti de azalır. Hastalığa yakalanan kovanlarda; kuluçka sahasında yavrulu alan düzensiz ve dağınıktır. Larvalar 3-4 günlük olduğunda hastalığa yakalanırlar. Ölümler genellikle (% 90) açık gözlerde meydana gelir. Hastalıklı larva sarımtırak bir renk alır, daha sonra renk kahverengiye döner. Ölü larva bazen petek gözde dik durumda, bazen de erimiş şekilde gözün dibine yapışık olarak kalır. Eğer ölüm göz kapandıktan sonra olmuşsa göz çöker, delinir ve rengi açılır. Ölmüş, fakat işçi arıların dışarı atamadığı larvalar çürür. Çürüyen larvada yapışkanlık ve uzama çok az veya hiç yoktur. Çürümüş larvalar kokuşmuş et kokusundadır. Hastalığa karşı ilk önlem kovanları kuvvetli bulundurmaktır. Çünkü hastalık en büyük tahribatı zayıf kovanlarda yapmaktadır. Avrupa yavru çürüklüğünün ortaya çıkması ile koloni stresi arasında doğrudan bir ilişki mevcut olduğundan koloniler için stres kaynağı olabilecek uygulamalardan kaçınmak, gerekli durumlarda şeker şurubu ile beslemek, kolonide polen yetersizliği oluşturmamak ve genç ana arı ile çalışmak gibi önlemler hastalığın ortaya çıkmasını engeller veya hastalığın olumsuz etkilerini azaltır. Hastalığın tedavisinde oxytetracycline ve grubu antibiyotikler ile eryhromycin kullanılabilmektedir. İlaç tedavisi nektar akımından 3 hafta önce tamamlanmalıdır. Bilinçsizce ve rasgele kullanılan antibiyotiklerin bakterilerde dayanıklılığın artmasına ve balda kalıntıya neden olacağı unutulmamalıdır. VİRAL HASTALIKLAR Paraliz (Arı Felci) Ergin arılarda hastalığa neden olan iki virüs vardır. Bunlar kronik arı paraliz virüsü (CBPV) ve akut arı paraliz virüsü (ABPV)’ dür. Paraliz hastalığı ülkemizde arıcılar tarafından arı felci, inme ve nüzul gibi isimlerle de bilinmektedir. Bulaşmanın nasıl meydana geldiği bilinmemektedir. Fakat diğer hastalıklarda da olduğu gibi bulaşmanın besin alışverişinden kaynakladığı sanılmaktadır. Arı felci genellikle ilaç zehirlenmeleriyle karıştırılmaktadır. Hasta arılar sakin ve uysaldır. Zehirlenme durumunda arılar yarım saat gibi kısa sürede ve aynı anda ölürler. Oysa, felçte arı yığınlarının üstlerinde yeni ölmüş veya can çekişen arılar, alt kısımlarda ise parçalanmaya yüz tutmuş arılar görülebilir. Akut arı paraliz virüsünün bulaşması halinde ölümler çabuk görülür. Akut arı paraliz virüsü ile paralizin gelişimi ve belirtilerinin ortaya çıkması 4 gün sürer. Sonraki 1-2 gün içersinde de ölümler görülür. Hasta arıların üzerine duman verildiği zaman vızıltı çıkarırlar; fakat uyuşuk halde kalırlar. Arıların vücutları tüysüz, parlak ve yağlı bir görünümdedir. Bacakları ve kanatları sürekli titrer. Bal midesindeki sıvılar dışarı atılamadığı için karınları şiştir. Kanatlar parçalandığı için uçma yeteneğini kaybederler. Uçuştan dönen hasta arılar kovana alınmazlar. Dışarıda kalan bu arılarda titremeler başlar ve yerde otlar üzerinde sürünerek ilerlemeye çalışırlar. 1-2 gün içinde bu arılar kovan önünde ölürler. Kurak ve sıcak havalarda hastalığın şiddeti artar. Hastalığın tedavisi için herhangi bir ilaç bulunamamıştır. Arı felcine karşı duyarlılık, değişik kalıtsal etkenlerin baskısı altındadır. Islah çalışmalarıyla hastalığa dayanıklı hatlar elde edilebilir. Karniyol arısı (Apis mellifera carnica) bu hastalığa karşı diğer arı ırklarına oranla daha duyarlıdır. Hasta kolonilerin ana arılarını, çiftleşmiş genç ana arı ile değiştirmek iyi bir kültürel önlemdir. FUNGAL HASTALIKLAR Kireç Hastalığı Kireç hastalığı Ascosphaera apis adındaki mantar tarafından meydana gelen bir yavru hastalığıdır. Ülkemizde ilk defa 1988 yılında teşhis edilmiştir. Mantarın üç alt türü vardır. Ascosphaera apis alvei, Ascosphaera apis minor ve Ascosphaera apis major’dür. Ascosphaera apis heterotallik yapıda [misellerin erkek (+) veya dişi (-) şeklinde farklı eşeylerde olması] bir fungusdur. Farklı iki eşeydeki hif birleşerek yaklaşık 47-140 µ boylarda spor keseleri oluştururlar. Bu keselerin içi fungusun sporları ile doludur. Larva Ascosphaera apis’ i yiyecekle alır. Larvalar 4- 5 günlük olduklarında ve petek gözleri kapandıktan birkaç saat sonraki dönemde hastalıklara karşı daha duyarlıdırlar. Sporlar çok dayanıklıdır. Hastalık yapma yeteneklerini 15 yıl koruyabilirler. En fazla ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür. Güçlü koloniler yaz aylarında hastalığı yenebilir. Petekler üzerinde yıllarca hastalık yapmaksızın canlı kalan sporlar üreme için uygun koşulları bulduğunda yeniden aktif duruma geçerler. Erkek arı larvaları daha çok kovanın kenar peteklerinde olup, genellikle kuluçka ısısının altında kalırlar. Bu nedenle hastalığın belirtileri ilk defa peteklerin kenarlarındaki ve kenar peteklerdeki erkek arı larvalarında görülür. Çünkü mantarın gelişmesi için en uygun sıcaklık 30 °C civarındadır. Hastalığın ileri dönemlerinde kuluçka sahasının orta kısımlarında ve yavrulu peteklerin ortalarındaki gözlerde de beyaz renkli mumyalaşmış larvalara rastlanır. Larvalar sadece (+) veya (-) eşeyli miselle enfekteli ise kireç gibi bembeyazdır. Hem (+) hem de (-) eşeyli miselle enfekte ise hastalıklı larvanın rengi grimsi siyah olmaktadır. Çevre kirliliği, yoğun antibiyotik kullanımı, arıların suni besinlerle beslenmeleri, aşırı rutubet, katkılı balmumu kullanımı hastalığın oluşumunda etkilidir. Arıcıların erken ilkbaharda özellikle havaların kapalı ve soğuk olduğu günlerde yaptıkları koloni kontrollerinde kovan içerisinde yavru sıcaklığı düşmekte, yavruların direnci azalmakta ve üşüme ile birlikte larval dokulara daha fazla oksijen nüfuz ettiğinden fungusun gelişmesi aktive edilmektedir. Kireç hastalığını tedavi edecek ve kontrol altına alacak herhangi bir kimyasal tedavi önerilmemektedir. İyi temizlik davranışı gösteren kolonilerde mumyalaşmış larvalar işçi arılar tarafından kısa sürede söküp atılmaktadır. Islah çalışmalarıyla kireç hastalığına dayanıklı hatlar geliştirilebilir.

PROTOZOON HASTALIKLAR Nosema Nosema hastalığı ergin arı hastalıklarından olup, hastalık etmeni Nosema apis adında bir protozoa’dır. Ergin arıların midesinde epitel hücrelerinde gelişir. Orta Afrika dışında dünyanın hemen her yerine yayılmış durumdadır. Nosema hastalığı ülkemizde özellikle Marmara ve Karadeniz Bölgeleri’nde yaygındır ve tedavi edilmelidir. Hastalığın başlıca belirtileri kanatların ayrılması, karnın şişmesi, sokma reflekslerinin kaybolması, uçamama ve yerde sürünmedir. Normalde saman rengi olan sağlam arı midesi hasta arıda katı, kirli ve beyaz renktedir. Arıların pisliği sarı-kirli beyaz, sulu ve yapışkandır. Hastalık en yaygın olarak bahar aylarında görülmektedir. Bahar döneminde kışlatmadan çıkan arılar çevreyi tanıma uçuşları yaparlar. İlkbaharda ve yazın yağış nedeniyle birkaç günlük kovana kapanma sonrasında çok yoğun seyreden nosema tek başına koloni ölümüne neden olmamaktadır. Hastalığın kesin teşhisi laboratuvarda mikroskopik testle yapılmaktadır. İlkbahar ve sonbahar şuruplamaları ile birlikte etken maddesi Fumagillin olan ilaçlar arılara verildiğinde nosema hastalığı kontrol altında tutulmaktadır.

ÇİFTÇİ BROŞÜRÜ No: 13

Hastalık ve parazit kontrolü; arıcılıkta yıl boyu görülebilecek nosema, yavru çürüklüğü ve paraziter hastalıklara karşı uyanık olunmalıdır. Varroa parazitine karşı erken ilkbahar mücadelesi uygun zamanda, dozda, ruhsatlı ilaçlar ile eksiksiz yapılmalıdır. Herhangi bir hastalık görüldüğünde ya da şüphe edildiğinde mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.

İlkbahar beslemesi kovan içindeki gıda kaynaklarının kalite ve miktar olarak yetersiz olması durumunda yavru gelişimini teşvik için yapılan yemlemedir. İlkbahar yemlemesi bir ölçek şeker ve bir ölçek su ile hazırlanan şurupla yapılmalıdır. Kullanılan besleme şekeri rafine şeker olmalı, bunun dışındaki besinler verilmemelidir. İlkbaharda yapılan şurup beslemelerinde yağmacılık olabileceğinden önlemler alınmalıdır. Akşam üzeri geç saatlerde yapılmalıdır.

Erken ilkbaharda arı gelişmesi için ihtiyaç duyulan diğer besin polendir. Yeterli değilse bal ve polenden yapılacak kekle besleme yapılabilir. Polen yokluğunda yavru üretiminin durduğu unutulmaması gereken bir durumdur. Polen gelmediği zamanlarda beslemeden kaçınılmalıdır.

Oğul, bal arılarında nesli devam ettirmek için arı ailesi fertlerinin bir kısmının ana arı ile birlikte kovandan ayrılarak yeni bir aile oluşturmasıdır. Teknik arıcılıkta koloninin gücünü zayıflattığı için koloninin oğul vermesi istenmez ve karşı önlemler alınır. Koloninin oğul vermesini destekleyen şartlar; arıların fazlaca çoğalması, bal depolayacak yerinin kalmayışı, koloni içi sıcaklığının artması, ana arının yaşlanması ve genetik yapı olarak sıralanabilir.

Oğul Verme

Oğul vermeyi destekleyen şartların ortadan kaldırılarak önlenmesi teknik ve ekonomik arıcılığın önemli kuralıdır.
Koloni sayısı arttırılmak istendiğinde yeterli güce erişmiş bir koloni bölünmek suretiyle suni oğul üretimi yoluna gidilir. Arı, ballı ve yavrulu petekler her iki kovana eşit şekilde paylaştırılır. Burada önemli husus tarlacı arıların her iki koloniye eşit oranda girmelerini sağlamaktır.

Bunun için anaç koloni yarım metre sağa ya da sola kaydırılarak, eski uçuş hattı anaç ile yeni koloninin ortasında kalacak şekilde yeni koloninin yerleştirmesi yapılır.

Bir başka suni oğul üretimi yöntemi de özellikle koloni sayısını çoğaltmak amacıyla bir kovandan 5 çerçeveli 1 bölme yapılmasıdır. Bu durumda 3 adet arılı-yavrulu, 2 adette arılı-ballı çerçeve yeni kovana yerleştirilir. Uçuş delikleri kapalı olan bu kovanlar, tarlacı arıların eski kovan yerine dönmelerini önlemek için en az 5 km uzağa taşınır. Yeni bölünen teknik oğullar ya anaarı yaparlar ya da çiftleşmiş ana arı verilir.

Kayıt tutma, her üretim alanında olduğu gibi arıcılıkta da önemlidir. Her kovana ait kart ya da sicil defteri tutulmalıdır. Her koloni kontrolünde bilgiler işlenerek daha sonra yapılması gereken işler planlanır. Kayıtlarda; ana arının çıkış ve yumurtlamaya başlama tarihi, kökeni, bal ve polen miktarları, yavru durumu gibi bilgiler yer almalıdır.

Yaz Bakımı


Arı ailelerinin ilkbahar bakımından sonra yaz ayında bakım ve kontrolleri devam eder. Arılar geliştikçe çerçeve ve kat verme flora takibi ve bal hasadı yazın yapılan işlerin başında gelir.

Petek ve Kat Verme


Arılarda gelişme faaliyetlerinin başlamasıyla petek örme de başlar. Bu dönemde aileye yeni temel petekler verilir. Kuluçkalık olduğu zaman kovana kat, diğer bir değişle ballık verilmesi gerekir. Kat verilirken kuluçkalıkta ballı peteklerden en az 2 çerçeve kata alınır.

5. Kat verme zamanı gelmiş kovan

Yerlerine yeni petekler verilir. Ballı petekler yanında bir iki yeni petek daha verilen kat kuluçkalığın üzerine koyulur.

Teknik arıcılıkta arıların bal kaynağının durumuna göre bir yerden başka bir yere nakledilmesi iyi bir verim alabilmek için şarttır. Bu gezginci arıcılık olarak da adlandırılır.

Ülkemizde bal hasadı genelde yaz aylarında yapılır. Fazla su uçurularak en az yarısından fazlası sırlanarak olgunlaşmış ballı petekler hasat edilir. Bal hasadı ballık katlarından yavrusuz çerçevelerden yapılmalı, Türk gıda kodeksine uygun malzemeler kullanılmalıdır.

Sonbahar Bakımı ve Kışlatma


Arı ailesinin sonbahar bakımı arıların kışı kayıpsız geçirmeleri açısından önem taşır. Sonbaharda arılara kış yiyeceği olarak bal ve polen depolanmış petekler

bırakılmalıdır. Ekşimiş ballar düşük kaliteli ballar arılara kış yiyeceği olarak verilmemelidir.

Arı mevcudu zayıf, ana arısız, ana arısı yaşlanmış ve verimsiz olan arılara genç ana arı uygulanmalıdır. Ana arı yoksa sonbaharda birleştirilmelidir.

Başarılı kışlatma için sonbaharda yavru üretimi sağlanarak genç işçi arı ile kışa girilmelidir. Kışa girmeden önce arılar hastalık ve zararlı yönden incelenmeli özellikle sonbahar dönemi Varroa mücadelesi son bal hasadından sonra yeterli dozda ruhsatlı ilaçlarla yapılmalıdır.

varroa zararlısı

Sonbahar Beslemesi


Arılı kovanlarda yeterince bal ve polen bırakılmış olsa da 2 ölçek şeker ve 1 ölçek su ile hazırlanan şeker şurubuyla beslenmelidir.Bununla birlikte kışa girerken ya da çıkarken kek ile beslenebilirler. Kek; bir kısım bal ve 3 kısım pudra şekerinin karıştırılması ile elde edilir. 0,5 -1 kg lık alt kısmına delikler açılmış kek paketi arılı çerçeveler üzerine konur. Kek hazırlama ve uygulamada; kekin kovan içi ısısında eriyerek arıların üzerine akmayacak kıvam ve katılıkta ve arılar tarafında tüketilebilecek yumuşaklıkta olmalıdır.


Kışlatma


Arıların geçireceği arılığın kuzeyi kapalı, güneyi açık mümkünse üstü kapalı olmalıdır. Rüzgâr almayan su tutmayan ve nem birikmeyen yerler olmalıdır. Kışın kovanlar mutlaka bir sehpa ile yükseltilerek su ve nemden korunmalıdır.

Ayrıca kış salkımının bozulmaması için kışlatma yeri ses ve gürültüden uzak olmalıdır. Unutulmamalıdır kış ölümlerinin nedeni soğuk değil arı kovanında yeterli balın bulunmayışı yani açlıktır. Kışa girerken genç arılar ve yeterli miktarda bal ve polenden oluşan besin stoğunun olması gerekmektedir.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

55
60 Paylaşım, 55 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

karmaşık karmaşık
0
karmaşık
eğlenceli eğlenceli
0
eğlenceli
bilgilendirici bilgilendirici
0
bilgilendirici
sinir sinir
0
sinir
komik komik
0
komik
aman tanrım aman tanrım
0
aman tanrım
o ne lann o ne lann
0
o ne lann
beğendim beğendim
0
beğendim
admin

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı